17 Ocak 2010′da askerlik bittikten sonra 3 haftalık süreçte yani 8 Şubat’ta okullar açılana kadar her gece olmadı iki gecede bir o pavyon senin bu meyhane benim şu kuytu köşe bizim diyerek den vurmuştuk alkolün dibine. Elbette en sevdiğimiz alkollü içecek olan birayı tüketmek, bunun nezdinde de Efes Pilsen’e para kazandırmak hem bizim için hem de Türk basketbolu için heyecan verici bir olaydı. Ancak baktık ki göbek aldı başını gidiyor, pantolonlar dar geliyor bizde biraya “HAYIR” kampanyası başlattık kendimizce. İşte o günden bu yana geçen süreç hiç eğlenceli değildi. Çünkü bira içmeyi bırakan Doğan açılmamak için diğer alkollü içeceklerden de uzak durdu. Ve hiç sarhoş olmadı, olamadı. Tamamını Okuyayım »
Küçükken “Seni çöpte bulduk Seda!” diye az ağlatmazdım kardeşimi. Çünkü yüz hatlarına, ten rengine bakınca kimseye benzemezdi. Yani en azından benim tanıdığım akrabalarımdan kimseye benzemezdi. O da çevremizdeki akrabalarımıza baktıkça benim onu sinirlendirme cümlelerime kanar ve ağlamaya başlardı. Ve ben çok mutlu olurdum, yaşasın kötü abilik :=) (Sonradan öğrendim ki babamın halasına benzermiş.) Elbette onun beni böyle kızdırabilme olanağı yoktu. Ne demişler “Erkek çocuğu dayılarına benzer.”. Evet bende görüntü itibariyle dayılarıma benziyorum, hatta anneme ve teyzeme de. Hatta ben ne kadar kabul etmesem de annem babamın gençliğine bile benzetirdi beni. Ne kadar çok kişiye benziyormuşum anlayamadım gitti. Ama yıllar bana gerçekleri sundu. Tamamını Okuyayım »
3-5 gündür bir şey yazasım yok. Zaten bu olay her ay bir dönem oluyor. Kadınlar nasıl regl dönemlerinde isteksiz, canı sıkkın vs vs oluyorsa bende her ay bir can sıkıntısı dönemine giriyorum. Zaten bu herkese zaman zaman oluyordur. Elbette bizimde hayatımıza etki eden şeyler bizi zihinsel regl dönemine itiyor kanımca. Her neyse işte 3-5 gündür böyle bir durum vardı. Bunun nedeni de zaten yarın Varto’ya gidecek olmamdır. Anlamak için alim olmaya gerek yok
Zaten daha çok gidip gelirim. Şu yazmadığım dönemde de bir nane olmadı zaten. Bi tespih falı baktıttırdım, iftar için İstanbul’a gittim, yarında Varto’ya yollanıyorum. Ne kadar heyecanlı değil mi? Tamamını Okuyayım »
Karadeniz deyince aklımıza ne gelir? Dağlar, yeşillik, deniz, hamsi :=) Elbette Türkiye’nin bütün coğrafyasal bölgeleri güzeldir; ama Karadeniz doğası ile büyük sempati toplar. En azından benim sempatimi kazanmıştır
Artık kalabalık şehirlerden sıkılanlar, şehrin nemli, pis havasından sıkılanlar Karadeniz bölgesine geri dönmeye başladılar. Elbette her şey bıraktıkları gibi değil. Şehirler büyüyor, evler doluyor. Ev bulmak zorlaşıyor. Elbette evlerin değerlerini tespit edebilmek, ipotek değerlerini öğrenebilmek bizleri kara geçirecektir. Bizde bununla ilgili sizlere bir siteyi önereceğiz. Bilindiği üzere gayrimenkul danışmanlık yepyeni bir emlak iç sektörü. Bir abimizin kurduğu yepyeni bir firma olan Karadeniz Gayrimenkul Danışmanlık sizlere bu bölgede hizmet verecektir. Expertiz hizmeti almak isteyen tüm karadenizlilere duyrulur… Tamamını Okuyayım »
Dünyanın EN SAÇMA; ama aynı zamanda en komik, duygusal, ilginç, merak uyandıran filmi sanırsam Forrest Gump. Tamamının gerçekleşme ihtimali imkansız; ancak 5-10 kişinin hayatının harmanlanmasıyla oluşabilecek Forrest Gump’ın hayat hikayesi. Baş rolünde Tom Hanks’in oynadığı 1970 yapımı bu filmi sizde bugüne kadar izlemediyseniz hiç vakit kaybetmeden izlemelisiniz. Sizden de bir şeylerin bu filmin içinde olduğunu çok rahat görebileceksiniz.
Eğlenceli seyirler. :=) Tamamını Okuyayım »
Bu iki gün güzel denk geldi. Daha dün “Sünnetimin 17. Yılını Kutladık“, bugün ise doganaydin.net alan adını kayıt edişimin 4. yılı. Yani blogum bugün 4. yaşını doldurdu desem yeridir. İlk önceleri php-fusion sistem kurmuştum, sonra wordpress kurmuştum sonra 1-2 değişiklik daha yapmıştım. Tam olarak blog yazmaya başlamam 19 Temmuz 2007′deki “Herkese Merhaba…” yazımla başlasa da doğum günümüz 24 Temmuz 2006′dır. Yani yeni yaşı kutlu olsun blogun. Bu 4 sene boyunca pek çok geri zekalı cümle kuruldu ve kurulmaya devam edilecek. Çok sıradan olmayan aynı zamanda da çok sıradışı olmayan normal bir insanın anlattığı ve buna müteakiben bu tür insanların rahatça anlayabileceği bir blog olmaya devam edeceğiz. Ayrıca bu sene boyunca 1-2 değişiklik olacak. Tamamını Okuyayım »
Bir Terapist ve onun ünlü, ünsüz, ünlü olmaya çalışan hastaları. Elbette Amerika’da bir psikiyatrist olmak kolay değildir. Hele hele de karınız intihar ettiyse ve siz bunu atlatamadıysanız. Bunu atlatmak içinde yalanlara, uyuşturucuya sarılırsanız işleriniz düzgün ilerlemez. Ve bizim terapistimizde bu duruma düşüyor. Aslında film bize hayatta herkesin sorunlarının olduğunu, bunların çözümünün nasıl olabileceğini sunuyor; ancak o kadar kötü bir tempoda ilerliyor ki filmi izleme şevkimiz kalmıyor. Ya da benim kalmadı, o yüzden sahneleri atlata atlata geçtim. Zaten senaryo bana hiç garip gelmedi. Sorunları olan insanlar, bunların bir noktada kesişmesi, sorunların çözülemeyecek olmadığının farkına varılması. Tamamını Okuyayım »