Aslında ne haddime benim böyle bir yazı yazmak; ama içimden geldi 1-2 cümle yazayım dedim. Bilmem kaç tarihinde genç ve güzel kızımız Münevver Karabulut bir (veya daha fazla) cani tarafından vahşice öldürüldü. Olayın üzerinden 150 günden fazla süre geçti ama hala katil veya katiller yakalanamadı (ya da yakanlamadı). Katilin kim olduğu belliyken bu kişinin hala yakalanamaması ne kadar acıdır. Kişi bir takım siyasi söylemlerde bulunmuş olsa fare deliğinde dahi olsa oradan çıkarılıp aforoz edilebilirken bu kişinin halen sizden bizden daha güzel bir yaşam sürdüğünü tahmin etmek zor olmaz.
Her zaman “Burası Türkiye, burada her ÅŸey olur!” deriz. Ama gerçekten bu kadarıda olmaz. Ailesi, soyu sopu bilinen bir kiÅŸiyi yakalamak bu kadar zor olmasa gerek. Acaba neden bu kadar zorlaÅŸtıyorlar olayı sorgulamak lazım.
Aslında neden katil veya katiller yakalanmadı bunun üzerinde durmak istemiyorum. Benim daha çok midemi bulandıran şeyler medyaya yansıyanlar.
Çok fazla televizyon izlemesemde her haber programında yer alan bu olay hakkında 3-5 ÅŸey duydum ve gördüm. Canice iÅŸlenen bir cinayet ve arkasından süre gelen olaylar dizisi…
Çocuk çok zengindir.
Çocuk cinayeti işler.
Çocuk “Alo baba ben manitayı doÄŸradım, gel beni kurtar.” der.
Zengin Baba “Sen korkma koçum ben bir kezzap dökerim ortada bir ÅŸeyler kalmaz.” der.
Plan hazırlanır yıkama YAĞLAMAlarla olay ört bas edilmeye çalışılır.
Elbette bu süreçte meraklı melahat televizyon programları devreye girerek olayı irdelerler; ama neden irdelerler orasınıda sorgulamak gerek.
Her gün onca haber geçer televizyon kanallarında, gazetelerde, internet sitelerinde de de de… Artık her önüne gelen konu hakkında konuÅŸmaya baÅŸlar. Çünkü olay bir cinayetten çok magazin malzemesine dönüşmüştür (dönüştürülmüştür) ne yazık ki. İki acılı ebeveyn çocuklarının ölümünün acısını yüreklerinde yaÅŸarken birde saçma sapan televizyon programlarına çıkmak zorunda kalmışlardır “Bir umut belki katilin yakalanması hızlanır.” (?) diyerek. Ancak olaylar iyice karmaşıklaÅŸmıştır. Her geçen gün yeni yeni bilgiler ortaya çıkarken, bir takım asılsız deliller bile üretilmiÅŸtir.
Olayın yaÅŸandığı ilin o zaman ki emniyet müdürü sanırsam “Kızlarınıza sahip çıksaydınız.” , ülkenin baÅŸbakanı “Kızınıza sahip çıkmazsanız ya davulcuya ya zurnacıya…” gibi cümleler kurmuÅŸlardı ki başımıza taÅŸlara vurmamak elde deÄŸil.
RaÄŸmetli kızın iç çamaşırına ölmüş bir kiÅŸinin sperm lekesini bulaÅŸtırmak, katile estetik operasyonlar geçirmek, katilin Rusya’ya kaçtığını haber etmek gibi “Fringe Dizisi”lik olaylarda yaÅŸanmıştır ne yazık ki.
Hepsi bir kenara bunları avucunun içine almış ve bunları sömüren bir medya canavarıda her daim yanıbaÅŸlarındadır acılı ailenin… Birde ÅŸimdi bu olayı sinemaya yansıtacaklarmış! KeÅŸke bir hayır sever çıksada “Ben sizin filmden kazanmayı planladığınız parayı sizlere vereyim ya da siz bir yerlere bağışlayacakmışsınız ben oraya bağışlayayım artık bu masum meleÄŸin ruhunu rahat bırakın!” dese; ama nerde…
Ne kadar acı bir olay yaÅŸanıyor ekranlarda. Katilin yakalanmamasının acısı bir yana…
Bence bu saatten sonra katil yakalanmaz-yakalamazlar! Bu kişinin kaçıp gitmesine kim bilir kaç kişi ortak olmuştur, Allah bilir!
Yakında katilin bir klonunu bile medyaya sürüp gerçek katili iyice rahat bırakırlarsa hiç şaşırmam.
Üzülüyorum, gerçekten üzülüyorum dürüst, ÅŸerefli, ahlaklı, insanlara saygı gösteren insanların iyice azalmasına! Sonumuz hayrolsun…












BlogoSquare
One Trackback
[...] Bir yazımda  medyanın Münevver Karabulut haberini çok kullandığını ve reyting uÄŸruna olayın üzerine gittiklerini düşündüğümü yazmıştım. Ne yazık ki o cafcaflı haberlerin acı meyveleri yavaÅŸ yavaÅŸ olgunlaÅŸmaya baÅŸlıyor. Yeni yeni Cem GaripoÄŸlu’lar türüyor! [...]