Bir Tarafı Desteklerken Öbür Tarafı Düşünmemek…


Aslında hayatın her alanında vardır bu olay. Bir tarafı desteklerken asıl sorumlulukları unutmak ve onları ihmal etmek. Bu belki isteyerek gerçekleşir, yani aman ya ben bu eyleme katılayım, ben bunu yapayım da benim sorumluluğumda olan şey bekleyebilir. Ya da istem dışı olur; ama sonuçta yine aynı şey olur sorumluluğumuzdaki şey ihmal edilir. Ben aktif bir üyesi değilim; ama yine de üyesiyim. Zaten herkesten aktif üyesi olması beklenemez, beklenmemelidir de. Her neyse, geçtiğimiz pazar günü Tekel İşçilerine de destek vermek üzere benimde üyesi olduğum üyeleri Ankara’ya gittiler.

Pazar günü destek olacaklardı ve ertesi gün okullarına gelerek derslerine gireceklerdi ve eğitim aksamayacaktı. Evet çok güzel bir olay, bende fikren destekliyorum bunu; ama öyle mi oldu? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Keza bizim okulumuzdan Ankara’ya giden bir öğretmende Pazartesi günü okula gelmedi; ama şimdi günahını almayayım belkide hastaydı ve ondan gelmedi, kim bilir?

Ankara’ya uzak olan şehirlerden desteğe gidenlerin ertesi gün geç kalma, yol yorgunluğu gibi bahanelerle okula gitmeyecekleri aşikardı ki eminim ülke çapında da böyle sonuçlandı. Peki Tekel İşçilerine destek verilirken Okul Öğrencilerine ne oldu? Durumu sorduğum sendika fanatiği okul müdür yardımcımız ise şöyle dedi “Öğrencinin ne hakkı var?” , “Bırakın hocam bu işleri.” dediğimde ise sesi çıkmıyordu. Haksız olduğunu istemeyerek de olsa kabul ediyordu. Daha önceden de sendikanın 1-2 çalışmasıyla ilgili laf sokmuştum; ama cevap alamamıştım. Çünkü birincisi bende o sendikaya üyeyim ve bu yüzden bir şey diyemiyor; ikincisi zaten benim sorularıma verecek cevap bulamıyor.

Bazen de şey oluyor, iş bırakıyor, bıraktırıyor. Haklarının daha iyi olması için. Sendikaların, üyelerinin haklarını hatta kendi sendikasına üye olmayanların haklarını aramaya çalışması, bunun için bir takım eylemler sürdürmesi güzel; ama kullandıkları yollar bence tartışılır. En gıcık olduğum eylem ise İŞ BIRAKMA eylemi. Ne oluyor iş bırakıp o gün eylem yapınca? Daha çok mu destek görüyoruz? Yoksa hem yönetenlerin hem de velilerin ve öğrencilerin tepkisini mi çekiyoruz? Cevap ortada. Ben olsam böyle bir eylem yapacaksam hafta sonu yaparım, kendimden fedakarlık yaparım. Hatta 1,5 sene kadar önce yine iş bırakmıştı. Sevk alarak, rapor alarak ve yine eğitim aksamıştı. Ben o zaman ücretli çalışıyordum; ama iş bırakmamıştım. Keşke o eylem yapılan günden 2 gün sonra Bayramın İlk Günü olsaydı da bende katılsaydım ve eğitim akmasaydı hatta insanlarda bu eyleme sempatik yaklaşsaydı.

Aslında güzel bir şey hak aramak, hukuk aramak; ama kullanılan yöntemler önemli. Eğer hala klasik yöntemleri kullanacaksak bir sonuç alınamayacağı ortada kanımca. Bkz. geçmiş zaman…

Ayrıca Tekel İşçileri eylemi ile de haddime olmayan bir iki şey söylemek istiyorum. Bildiğim kadarıyla 1,5-2 senedir Tekel İşçileri yattıkları yerden para kazanıyorlardı ve tatlı bir hayat sürüyorlardı. Şimdi aklıma takılan bir takım sorular ve bunlara yönelik bazı cevaplarım var :

Kaç senedir aynı tarafından yönetiliyoruz? 7+ diye biliyorum.

bu hükümete kaç kere oy verdi? 2 kere

Tekel ne zaman özelleşti? 2008 Haziran, yani bu yıldan itibaren Türkiye’deki 6 Tekel fabrikasından 2′si ilk başta çalışmayı sürdürdü sonra da sadece Samsun’daki işlemeye devam etti.

Yani bu tarihten itibaren mi Tekel İşçileri yattıkları yerden kazanıyorlar? Evet aynen öyle, işleri ellerinden alındığı içi yatıyorlar.

Yattıkları yerden para kazanmaya ses çıkarmadıkları için Tekel İşçileri suçlu mu? Evet suçlu. Neden para kazanırken eylem yapmadılar?

Tekel işçilerinin 4-C’ye geçirilmesi ve haklarının büyük kısmının yok olaması gerektiği doğru mu? Elbette doğru değil.

İşte bunlar gibi bir takım bilgilere sahibim elbette işin detayı vardır; ama beni aşıyor. Şimdi bu tabloya bakınca hükümetin tekel işçilerine tutumu bence hiç doğru değildir. Birincisi özelleştirme ile işçileri bir kenara itmiştir sonra çok maaş alıyorsunuz diyerek, onların yattığını vurgulayarak sırt çevirmiştir çalışanlara.

4-C çözüm mü? Belki hükümete göre çözüm; ama işçilere ve ailelerine göre çözüm değil. Bu ortada. Bunun için daha ılımlı olunmalı ve iki tarafı da mağdur etmeyecek adımlar atılmalı. Yoksa “Bu ülkede 4-C’li çalışmak için can atan milyonlarca vatandaş var.” demek ve şartları iyileştirmek yerine bütün insanları sefalete sürüklemeye çalışmak yanlıştır.

Umarım Tekel İşçileri ve Hükümet ortak bir paydada buluşurlar ve en az kayıp ile sorunu çözerler… Ayrıca bu sendika eylemleri de daha doğru zamanlamalarda olur ve daha büyük ses çıkartır.

Hani nerede demokrasi?

11 Comments

  1. Doğan diyor ki:

    Günay : Hiç bir şeye kızmam bu benzetmeye kızarım, seni benzetsem sen intihar edersin :)
    Ahmet: Bu imajı oluşturanlar öğretmenlerdir, öğretmen misiniz bilmiyorum; ama öğretmenler odasına baktığınızda, sohbetlere baktığınızda, bazı öğretmenlerin çalışmalarına baktığınızda, bazı öğretmenlerin öğretmenliğe bakışlarına baktığınızda ne yazık ki halk doğru söylüyor öğretmenler için. Ayrıca son 1,5-2 senedir Tekel işçileri yapmıyor muydu? Tamam bunun suçlusu onlar değildi; ama neden biz yapmak istemiyoruz diye eylem yapmadılar? Hep kuyruğumuz sıkıştığı zaman mı tepki göstereceğiz? Ben hala ve hala öğretmenlerin iş bırakmalarını manasız buluyorum, özellikle de her iş bırakan 100 kişiden 90′ı gidip öğretmen evinde 101 oynuyorsa…
    Şenol : Yorumunuza ben bir şey ekleyemiyorum ya da eleştiremiyorum.

Leave a Comment