Yine bir gerçek hayat hikayesinden alınan filmle mest olmuÅŸ durumdayım. Uzun süredir zamansızlıktan film izleyemiyordum. 2-3 gün önce “Satılık Çocuklar” filmini izlemiÅŸtim ve beÄŸenmiÅŸtim ancak yazasım gelmemiÅŸti o filmle ilgili; ancak az önce izlediÄŸim “Kalbimdeki Sesler” filmi beni bu diyarlardan almış götürmüş durumda. Kısaca filmin anlattıklarını, beni etkileyen yanlarını yazmak istedim; ama bence siz hiç yazının devamını okumayın ve bir koÅŸu gidip filmi satın alın ve doya doya izleyin, sonra gelin bu yazının altına yorum yazın.
Yok ben filmi izlemem diyorsanız…
Sorunlu bir çocukluk yaÅŸayan Richard Pimentel’in hayatını anlatan film Pimentel’in annesinin 7 tane düşük yaptıktan sonra Pimentel’i doÄŸurması ile baÅŸlıyor. Tabi ki düşük yapmaya alışan kadın bu çocuÄŸunuda ölü sayıyor kendince ve fırtınalı bir hayatın içerisinde buluyor Pimentel kendini.
Bütün zorluklara raÄŸmen ayakta kalabilen bir çocuk olan Pimentel bir gün sınıfta bir yeteneÄŸini keÅŸfediyor ve artık süper kahraman olmak istemediÄŸinin farkına varıyor. Bu yönde kendini geliÅŸtiren Pimentel üniversiteye girerek kendini geliÅŸtirmeyi ve hedeflerine ulaÅŸmayı düşünüyor. Günün birinde bir üniversite hocasının teklifi üzerine kendini bir nevi sınavda buluyor. Hocası yeteneklerini çok beÄŸensede onda bir takım ÅŸeylerin eksik olduÄŸunu belirtiyor ve Pimentel’e hayatını yaÅŸamasını söylüyor.
Bu buÄŸran içerisindeki Pimentel birden kendini Vietnam’da buluyor ve bir gün gazi oluyor. Kulaklarından yaralanan Pimentel sadece sesli harfleri duymaya baÅŸlıyor, elbette kulağındaki büyük çınlama ile. Buna raÄŸmen kendini geliÅŸtiren Pimentel günün birinde üniversitede Art isimli kiÅŸi ile tanışıyor ve onun her dediÄŸini anladığını fark ediyor. Art ise omurilik rahatsızlığı geçirmiÅŸ fiziksel engelli bir kiÅŸi. Çok iyi arkadaÅŸ olan bu ikili zaman içerisinde dostluklarını pekiÅŸtirmeye devam ediyor. Ve bu arada Pimentel sevimli bir sarışına aşık oluyor…
Pimentel artık ne istediğinin yavaş yavaş farkına varıyor ve kendini engelli insanların haklarını korumaya, geliştirmeye, onların hayat içerisinde normal birer vatandaş gibi yaşamasını sağlamaya çalışmaya adıyor. Bu konuda gazilere pek çok yardımda bulunuyor, ardından yelpazesini geliştirerek bütün engelli insanlara açılıyor.
Elbette bu savaÅŸ içerisinde hayatından pek çok taviz veriyor ve baÅŸka insanları mutlu etmek uÄŸruna kendini mutsuzluÄŸa itiyor. Anne sevgisini çok özleyen Pimentel bunun içinde çaba vermesine raÄŸmen ne yazık ki aradığı mutluluÄŸa ulaÅŸamıyor. Anne sevgisinin yanında aÅŸk hayatıda çalkalanmaya devam ediyor…
Art’in fırçalamaları ile kendine yavaÅŸ yavaÅŸ gelen Pimentel iÅŸlerini yoluna koyuyor ve mutlu son…
İşte böyle bir film Kalbimdeki Sesler Filmi. Beni zaman zaman duygulandırdı, zaman zaman ağlattı, zaman zaman kahkaha attırdı, zaman zaman aşık etti.
İnsanların engelli insanlara nasıl baktığını, aslında nasıl bakması gerektiğini, en aslında onların hiç bir farkının olmadığını çok güzel bir şekilde bizlere sundu.
Özellikle Art rolündeki Michael Sheen’in usta oyunculuÄŸu ayakta alkışlanmaya deÄŸerdi.
Mutlaka izlenilmesi gerekilen bir film gibi geliyor bana ve izlerde mutlaka izleyin tamam mı?
Benden söylemesi…












BlogoSquare