Pavyona Düştüm!

Sanırsam üniversite bittiği seneydi ya da üniversite 3. sınıf bitmişti, her neyse. Bursa’ya gelmiştim ve bir yakınım (kim olduğunu yazmıyım şimdi okuyan akraba çıkabilir 🙂 ) tutup kolumdan Bursa’nın o zamanlar şanlı pavyonlarından biri olan Vadi’ye götürmüştü beni. Çok iyi hatırlıyorum arabadan inmiştik ve pavyonun bahçesinden pavyona doğru ilerliyorduk, bir masada beyamcalar alem yapıyorlardı. Benim tanıdığımı gördüklerinde masadan kalkıp yanımıza gelip hoş geldiniz abi dediler. Dedim ne oluyor! Bunlar kim diye sorduğumda mekanın sahipleri olduklarını öğrendim. Demek ki benim tanıdık baya bir pavyoncuymuş. 😀

Mekana girip masamıza oturduk. Etrafta yaşını başını almış ablalar içki masasına çağrılmayı bekliyorlar. Ağalar paşalar ise yiyip içip dağıtıyorlardı. Bir ara dansöz masaları dolaşmaya başladı. Masalara geliyor, orasına burasına para taktırıyordu. Bizim masaya geldi. Masada ki iki büyüğüm dansözü dolaştıran elemana al kızı git gibi işaret yaptılar; ama dansöz oynamaya devam etti etrafımızda. Sonra çıkarıp 10 TL (tabi o zaman 10 milyondu 🙂 ) taktı büyüklerim.  Ardından dansözü dolaştıran elemanın kulağına bir şeyler fısıldandı. Dansözün dolaşması bittikten sonra bir baktım takılan para geri gelmiş :O ! O zaman anladım pavyonun bana göre bir şey olmadığını ve keza o günden sonrada hiç gitmedim.

Ta ki dün geceye kadar. Arkadaşlarla akşam 10 gibi buluştuk. Ben bir birahaneye gidip 1-2 bira yuvarlayıp sohbet ederiz diye düşünüyordum. Her ne kadar içme yanlısı olmasamda insan çocukluk arkadaşlarını kıramıyor be NaaaLAN! Her neyse sonra baktım birahaneye gitmiyoruz, gittiğimiz yer Tempo Clup diye bilinen bir pavyon! Aman allahım pavyonlara geri döndüm :=)

Masamıza kurulduk biralarımızı söyledik ve keşf-i aleme başladık. O da ne içeride müşteriden çok konsomatrist var. Evet şimdi onları izliyoruz. Kimisi yalnız takılıyor, kimisi ikişerli, kimisi üçerli, kimiside çoktan içki masasına meze olmuş bile. Kimisi okul balosuna gider gibi giyinmiş, kimisi TATU kızları gibi, kimisi Victoria Secret Melekleri gibi… Ama Allah inandırsın %90 melek gibi kızlar. Tak koluna millete hava at cinsinden ya da al evlen cinsinden…

İşte birinin telefonuna bir mesaj geldi! Kim acaba? Askıntı bir müşteri mi, yoksa kendisini başka biri olarak tanıttığı onu buralardan kurtaracak beyaz atlı prensi mi?

Biri şarkı söylüyor; ama kim nerede söylüyor bu şarkıyı? Aha arka köşedeki masada yılbaşında büyük ikramiye vuran (o kişiler olduğunu sonradan öğreniyoruz) iki kodamanın yanından yükseliyor sesler. Eeee bende olsam o masada söylerim bir gecede 35.000 TL hesap ödemiş birilerinin masasında takılmayacağımda benim masamda mı takılacağım? Zaten masada baya şenlikli, pavyonun ağır ablaları (elde edilmesi biraz daha zor olan ablalar), pavyon çığırtkanı (eğlenceyi organize eden abimiz), 3-5 garson her daim hizmetteler kendilerine…

Sol çaprazda bir masada bir kız tek başına oturuyor, suratı asık! Acaba sağlık sorunumu var, yoksa anlık bir can sıkıntısı mı, yoksa kaderine mi sövüyor? Bunu anlamak pek de zor değil sanırsam!

Kısa saçlı kızları çok severim. Hani TATU’nun esmer kızı vardıya o tarz saçlı kızları. Aaaa karşı masada iki kız var ikiside TATU kızı gibi… Suratları bir karış asık ama masadaki biralarını yudumluyorlar… Eee ne de olsa işleri bu, o su bardağındaki suyla karışık bira onun hanesine artı puan olarak yazılacak. Ve masadan kalktılar, görev tamam. Şimdi bir masaya oturdular ve ellerine cep telefonlarını aldılar. Beyinlerini bir an olsun bu ortamdan uzaklaştırmanın derdindeler sanırsam.

Masum bir güzellik suratı asık bir şekilde oturuyor. Galiba gecenin daha yeni başladığı bu saatlerde (23.00 civarı) kimse ona bira ısmarlamamış ya da o da başka alemlerde. Bir garson geldi yanına bir şeyler dedi kızımız sinirlendi. Bir çalım bir afra tafra… Ama patron ne derse o. Ahanda kalktı gitti bir yerlere… 10-15 dakika geçmeden yeni bir kıyafet ile sahneye çıktı. Yanık yanık söylüyor… Efkarlandım be… Hem şarkının güzelliğine hemde kaderlere… Ve ilk şarkı bitti artık o da masa masa dolaşıp söylemeye başladı. Sadece efkarlı sesi geliyor kulaklarımıza, masum güzellik görünmüyor artık…

Aman Allahım oda ne! Bir sarışın bir esmer yanı başımızda bitiverdi. Esmer nefesimi kesti! Ne işin var kızım senin burada? Potansiyel mankensin! Galiba bu sözlerle kandırılmıştır zamanında, her neyse… Etrafı kesiyorlar, patronlardan talimat alıyorlar. Yan masamıza oturdular müşteri bekliyorlar… Ellerinde yine cep telefonları… İki eleman geldi masanın başına, o masada oturacaklarmış! İşte kızlar ayaklandı gidiyorlar, tabiri caizse “Ben müşteriyim, seni tekmelerim!” durumu. Sarışın biraz sinirlendi ama yapacak bir şeyi yok, kalktı gitti.

Müşteri potansiyeli az olan kızlar masalara demir atmış, ellerinde cep telefonları… Kimisi dominant teyzeye benziyor, kimisi Serdar Ortaç’ın göbeğinden zeytin yediği kıza, kimisi sana, kimisi bana… Nihayetinde hepsi insan; ama onlara o gözle bakan var mı? Şu anda ben bakıyorum, galiba daha sarhoş olmadım!

Obaaa kop evladım kop kop müzikleri çalmaya başladı. Kızlardan bazıları sahneye çıktı oynuyor. İşte bizim sarışınla esmerde çıktı kıvırıyorlar. Orta üçteyken ya da lisedeyken okuldan kaçıp discoda öğrendikleri figürleri işva ediyorlar. Zaten o okuldan kaçmalar yüzünden kaderlerine sövmüyorlar mı?

Masamıza bir arkadaşımız geldi. Buranın müdavimiymiş. Garsonlar, kızlar gelip selam veriyor. Şimdi kulise başladık hangi kız kiminle kırıştırıyor, hangisi hangisiyle kardeş, hangisi kardeşini okutmak için burada çalışıyor… Ağlamak istiyorum ya nefesimi kesen esmer o adamlamı birlikteymiş? Eee adam esmer uğruna karısını boşamış, esmere ev tutmuş, evi dayamış döşemiş… Kelim ama para bende havaları… Bende kel olacağım ilerde yaşasın…

Kızlar pek bi süslü, takılar takıştırmışlar, makyajlar yapmışlar, kollarında dövmeler var… Her bir dövmede de eminim ki bir mana… Esmerin kolunda “Canım Anam” , arkadaşların üzerime saldığı kızın kolunda “Samet” yazıyor… Neee bir kız başıma dolandı. Galiba beşinci bira beni güzel yapmaya başladı, çıktık dans ediyoruz kızla. Ne oluyor lan? İçki kötü bir şey abicim. Neyse şuur azda olsa yerinde. Masaya döndüm sohbete devam ediyoruz, kıza bira söylemişim. Baya bir samimi oluyoruz sanırsam. Demek ki işler böyle ilerliyor. Müşteri gelir, 3-5 bira içer, kızlar gelir 3-5 bira içer… Yok canım kızın numarasını istemiyorum her halde? Yok yok istiyorum. Kadın milleti erkekleri baştan çıkarmayı iyi biliyor. Yanlış kaydetmişim telefon numarasını neyse ki aldı telefonumu numarayı düzeltti, YAŞASIN! Bir ara telefonunu elime alıyorum. Ekranda yaramaz bir çocuk fotoğrafı. Oğluymuş, 6 yaşında! Kız ise 22-23 yaşındaymış. Ah şu lisedeyken okuldan kaçmalar yok mu?!!!!!

Bu bira baya bir çiş getiriyor, sıcak ortamdan ayrılıp soğuk tuvalete gitmenin zamanı geldi. Bütün erkekler sallanıyor. Paçalarına işeyenler, pisuvarı tutturamayanlar… Böyle adamların parasını söğüşlemek kolay olsa gerek. Belkide adam maaşını aldı geldi burada yiyor, karısıda sersefil bir şekilde onu bekliyor. Çocuklarının kalemi, defteri bitti; ama o paralar karılara gidiyor karılara… Adamın eline geçen ne? İki yanak bir dudak, içini dökmek, karısını çekiştirmek, erkeklik taslamak mak mak mak vak vak vak…

Oha saat 03.30 artık hesabı ödeyip kalkalım! yaklaşık 24 bira + iki tane kızlara söylenmiş bira, meyvesi salatası derken 200-250 TL arası bir şeyler hatırlamıyorum bile… Masanın masrafı taş çatlasa 60 TL, iyi para kazandılar; ama çokta hesap ödemedik. En azından kafamızı dağıttık, eğlendik, kızın numarasını aldım. Ne işime yarayacaksa? O anlık saçmalık işte…

Hadi gidip bir çorpa içelim, sonra evimize gelip uyuyalım…

diye bir gece yaşadım dün akşam. İyi mi ettim, kötü mü ettim münakaşasını yapmayacağım. Ama asker dönüşü kafamı dağıttım. Ayık kafayla asla yapamayacağım şeyler yaptım. Demek ki sivilde de ayık dolaşmamam lazımmış bazı şeyleri yapabilmem için, hadi buna da neyse…

Aslında yazının verdiği mesaj baya bir açık sanırsam. Ama anlayamayan kızlarımız için bir iki cümle kuralım :

– Siz siz olun dün yazdığım “Ben Kız Olsaydım” yazımdaki ikinci tip kızlardan olmayın,
– Erkeklere fazla güvenmeyin,
– Gecelik eğlenceler için ömrünüzü çürütmeyin.

Bu yazıyla ilgili olarak site sloganımı görmemezlikten gelin ve dediğimi yapın…

6 Yorum

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir